Emperyalist Savaşa Hayır

Emperyalist savaşların tek kazananı kapitalist tekeller ve emperyalist devletlerdir; kaybeden ise her zaman halklar olmuştur. Savaş, sermayenin krizlerini aşma ve dünya pazarlarını yeniden paylaşma aracıdır. “Ulusal çıkar”, “güvenlik” ve “demokrasi” söylemleriyle pazarlanan her müdahale, gerçekte silah tekellerinin, enerji şirketlerinin ve finans oligarklarının çıkarlarını tahkim eder.

ABD ve Siyonist İsrail başta olmak üzere emperyalist merkezler, bölgesel taşeronlarıyla birlikte ülkeleri parçalayarak yeni bağımlılık zincirleri kuruyor. Otoriter rejimler bu zincirlerin yerli bekçiliğini üstleniyor, cihatçı ve mezhepçi örgütlenmeler ise müdahalelerin toplumsal zeminini güçlendiriyor. Bu tablo bir tesadüf değil; kapitalizmin emperyalist aşamasının kaçınılmaz sonucudur.

Kaybedenler cephelerde ölen işçiler, göç yollarında sürülen yoksullar ve bombalar altında yaşamını yitiren çocuklardır. Bu nedenle savaş karşıtlığı bizim için soyut bir hümanizm değil, sınıf mücadelesinin zorunlu bir parçasıdır. Emperyalist savaşa hayır demek, sermaye egemenliğine ve onun siyasal-askerî aygıtlarına hayır demektir.

ABD ve Siyonist İsrail merkezli saldırganlık artık yalnızca bir tehdit değil, fiilî işgal ve yıkım pratiğine dönüşmüştür. “Özgürlük” ve “demokrasi” retoriği, emperyalist müdahalelerin ideolojik örtüsüdür. Libya, Irak ve Suriye deneyimleri açıkça göstermiştir: Müdahale, devletlerin çökertilmesi, toplumların parçalanması ve doğal kaynakların uluslararası sermayeye açılması demektir. Emperyalizmin “demokrasisi” askeri üslerdir; “özgürlüğü” ise özelleştirme, borçlandırma ve yağmadır.

Gazze’de devam eden saldırılar, emperyalist sistemin çıplak şiddetini gözler önüne seriyor. Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar hedef alınırken; “güvenlik” söylemi katliamların ideolojik kılıfına dönüşüyor. Bölgesel taşeron rejimler ve küresel güçler eliyle dayatılan düzen nettir: Sermayeye itaat eden yaşayabilir, direnen tasfiye edilir.

İran’a yönelen saldırılar, Ortadoğu’yu daha geniş bir paylaşım savaşının eşiğine sürüklüyor. Bu savaşların kazananı yoktur; yalnızca emperyalist bloklar arasında el değiştiren nüfuz alanları vardır. Kaybeden yine halklardır. Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye kadar yaşananlar bunu kanıtladı: Saraylar ve şirket merkezleri ayakta kalırken; işçiler, köylüler ve yoksullar yıkımın altında bırakıldı. Yoksulluk, zorunlu göç ve toplumsal çöküş, emperyalist müdahalenin sistematik sonuçlarıdır.

Mesele yalnızca belirli rejimlerin otoriterliği değildir. Hiçbir halk dış bombardıman ve işgalle özgürleşemez. Gerçek özgürlük, emekçi sınıfların kendi örgütlü mücadelesiyle kazanılabilir. Emperyalist savaşlara karşı durmak, işgalci ve yayılmacı politikalara karşı net, bağımsız ve sınıfsal bir konum almaktır. İran söz konusu olduğunda da ilke değişmez: Bugün sorun İran rejiminin karakteri değil, emperyalist saldırılara karşı halkın yanında durmaktır.

Anti-emperyalist mücadele aynı zamanda militarizme ve savaş ekonomisine karşı mücadeledir. Devasa savaş bütçeleri işçi sınıfının sırtından karşılanırken; eğitim, sağlık ve sosyal haklar budanıyor. Silahlanma yarışı, sermaye birikiminin krizini aşmanın aracı hâline geliyor. Bu nedenle emperyalist savaşa karşı çıkmak, yalnızca dış politikaya değil, içerideki sınıf egemenliğine de karşı çıkmaktır.

Ortadoğu’da kalıcı barış; emperyalist postalların bölgeden çekilmesinden, Siyonist yayılmacılığın geriletilmesinden ve halkların eşitlik temelinde kendi geleceklerini kurmasından geçer. Bugünün görevi, milliyetçi ve mezhepçi boğazlaşmalara karşı proleter enternasyonalizmin bayrağını yükseltmektir. İlerici, devrimci ve demokratik tüm güçleri; sendikaları ve emek örgütlerini emperyalist haydutluğa karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.

Gerçek alternatif, halkların birbirine düşman edilmesine karşı enternasyonalist sınıf dayanışmasını büyütmektir. İşçilerin vatanı yoktur; onların ortak çıkarı emperyalist savaş makinesini durdurmaktır. Halkların birliği, sermayenin savaş düzenini parçalayabilecek tek güçtür.

Emperyalist savaşa hayır!

Emperyalist savaşa karşı, yaşasın sosyalizm!

İşgale, talana ve katliamlara hayır!

Yaşasın enternasyonalist dayanışma!

Devrimci Karargâh

1 Mart 2026

Önceki İçerikRojava Devrimini Savunmak, İnsanlığı Savunmaktır!